| İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü
|
 |
Terör |
 |
Terörün Unsurları |
 |
Terör Suçları |
 |
Terörizm |
 |
Terörizmin Amacı |
 |
Terörizmin Özellikleri |
 |
Uluslararası Terörizm |
 |
Uluslararası Sözleşmelerde Terörizm |
 |
Uluslararası Terörizme Karşı Alınması Gereken
Tedbirler |
|
|
|
|
|
Terör ve terörizm
konularında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Bu nedenle,
kavramları zihinlerde berraklaştırabilmek için yerli ve yabancı
kaynaklarda yer alan tanımların birlikte incelenmesinde fayda
vardır.
Kökünü Latince "terrere" sözcüğünden alan terör deyimi "korkudan
sarsıntı geçirme" veya "korkudan dehşete düşmeye sebep olma"
anlamlarına gelmekte olup, ilk defa Dictionnarire de I'Academie
Française'nin 1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır.
Nitekim, 1789 Fransız ihtilali sonrasının dönemi tarihçilerince
"terör rejimi-rejime de la terreur" olarak anıldığı bilinmektedir.
Türkçedeki karşılığı "yıldırma, korkutma" olan terör kelimesi
Fransızca Petit Robert sözlüğünde "bir toplumda bir grubun halkın
direnişini kırmak için meydana getirdiği ortak korku" anlamında
yer alırken, Siyasi Terimler ve Örgütler sözlüğünde "kamu
otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve
yılgınlık saçan şiddet hareketleri" olarak belirtilmektedir.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 1.maddesinde;
"Terör; baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya
tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin
niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini
değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü
bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye
düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele
geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış
güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir
örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü
eylemlerdir" şeklinde tanımlanmaktadır.
Ancak, bu tanıma uluslararası boyut kazandırılması gerekmektedir.
|
|
|
İdeolojik Unsur
Terörün öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması
gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün hareket noktasını
oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket
etmekte, stratejisini buna göre belirlemektedir.Terör örgütlerinin
siyasi eğitim adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün
dayandığı temel ideolojiyi örgüt mensuplarına benimsetmek ve
örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir. İdeolojik
eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının örgüte
bağlılıkları sağlanır.
Günümüzde terör örgütlerinin dayandığı başlıca ideolojiler
arasında, Marksist-Leninist ideoloji (Komünizm), Milliyet (etnik)
kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği gibi),
dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak
hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde
yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır.
Örgüt
Unsuru
Terörün bir diğer unsuru ise örgütlü yapıdır. Terörle Mücadele
Kanununa göre örgüt, iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç
etrafında birleşmesiyle meydana gelir.
Örgüt; organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve
aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri,
çoğunlukla örgüt lideri ile ona bağlı üst düzey sorumlular ve daha
alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından oluşmaktadır.
Örgütsel yapılanmada illegal teşkilatlanma ve gizlilik esastır. Bu
aynı zamanda örgütün temel güvenlik ihtiyaçlarına yönelik bir
yapılanmadır. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan
sempatizanların illegal alana kaydırılmaları ile beslenir.
Böylece, operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve
deşifre olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara
aktarılmasıyla giderilmeye çalışılır.
Şiddet Unsuru
Terörün en önemli unsuru, şiddet unsurudur. Terör örgütleri
şiddeti, ideolojileri doğrultusunda belirledikleri hedeflere
ulaşmada önemli bir araç olarak görmekte, "silahlı propaganda" adı
da verilen terör eylemlerini, mevcut anayasal düzeni değiştirmek
için kaçınılmaz bir yöntem olarak benimsemektedirler. Terör
örgütleri, gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri ile topluma korku
salarak, halkta bıkkınlık ve yılgınlık duygusu oluşturup,
vatandaşın devlete olan güvenini sarsmayı ve kaos ortamı yaratmayı
hedeflemektedirler.
|
|
Terör Suçları |
|
Terör suçları; Terörle Mücadele Kanununun, 3.
Maddesinde, TCK' ya yapılan atıfla, Türk Ceza Kanununun 125, 131,
146, 147, 148, 149, 156, 168, 171, 172 ve 312/2 nci maddelerinde
yazılı bulunan suçlardır.
Ayrıca, işleniş amaçları nedeniyle bazı suçlar da terör suçları
olarak kabul görmektedir. Bunlar da ; Terörle Mücadele Kanununun
4.maddesine göre; Türk Ceza Kanunun 145, 150, 151, 152, 153, 154,
155,157 ve 169 uncu maddeleri ile 499 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında yazılı suçlar ile 2845 sayılı Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9 uncu
maddesinin (b), (c) ve (e) bentlerinde yazılı bulunan suçlardır.
|
|
|
Terörizm kavramı,terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla örgütlü,sistemli
ve sürekli bir şekilde kullanılmasını benimseyen bir strateji olarak
terör kavramından ayrılmaktadır.
Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama
süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır.
Buradan hareketle terörizm, "Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan
sonuçları elde etmek , korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye ,
felsefeye ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak
terör ve şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır"
şeklinde tanımlanabilir.
Ansiklopedik tanımlarda ise terörizm;
International Encylopedia of Social Sciences'de; "önceden belirlenmiş
hedefleri elde etmek için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun
veya partinin kullandığı metod",
Meydan Larousse'da; "ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin
tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi",
Ana Britannica'da; "siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka
ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma" şeklinde
tanımlandığı görülmektedir.
Ceza Hukukçusu Ordinaryus Prof. Dr. Sulhi DÖNMEZER ise ".şiddetin,
sosyal, ulusal, ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve diğer maksatlarla ve
sosyal sınıflar arasında çatışma ve savaşı tahrik etmek üzere planlı ve
hukuk dışı olarak kullanılması." şeklinde bir tanım vermektedir.
|
|
Terörizmin temel amacı, bir
davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme"
şiddet eylemleri neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası
ile sağlanmaktadır.
Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm,
yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın,
değil misin?", "benden değilsen düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin",
"senin yaşama hakkın yoktur." şeklinde belirtilebilecek "taraf olma"
çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara
tarafsız olma hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal
masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet
yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki
kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş "çatışan
tarafları" ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik
ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği
açıktır.
Terörizmin benimsediği bir diğer amaç, kargaşa yaratarak toplumun
direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki
halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır.
Terörizmin bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar
sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında amaç oldukça
farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı, bir kazanım elde
etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli ortamların
oluşmasına aracılık etmektir.
Türkiye gibi stratejik öneme sahip ülkelerin terör ortamında
tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler ve birtakım
güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da
sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir. Bu
nedenle terörizm, bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin
bir başka ülkeyi zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir
araç haline gelmektedir.
Öte yandan terörizm kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet
eylemleriyle, toplumun güven duygusunu ortadan kaldırarak, halkın can
derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz kalmasını amaçlar. Böylece
kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir, terörü kanıksar ve
devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.
Terörizmin bir başka amacı da; baş eğdirmek, itaat ettirmektir.
Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek
istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir.
Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de
itirazsız baş eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır.
Etkilenmesi amaçlanan bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine
davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç, "hedef kitleyi" yıldırmak,
yönlendirmek ve yönetmektir.
|
|
Terörizmin Özellikleri
yukarı |
|
Terörizmin
özellikleri, dünyada faaliyet yürüten terör örgütleri ve onların
eylem şekilleri çerçevesinde aşağıdaki gibi özetlenebilir
1.Terörizm bir ideoloji, bir doktrin, hatta sistematik bir fikir
değil, stratejidir.
2.Terörizm, terör eylemlerini meşrulaştıracak bir senaryo hazırlar.
3.Terörizm, yeni bir düzen ve gelecekte zafer vaat eder.
4.Terörizm, uluslararası siyasetin bir parçasıdır, dolayısıyla dış
destek olmadan yaşatılamaz.
5.Terörizm,propaganda ile doğar, gelişir ve propaganda ile yaşar.
Bizatihi kendisi bir propaganda aracıdır.
6.Terörizm, Devlet otoritesine alternatif getiren örgütlü bir
harekettir.
7.Mali destek terörün vazgeçilmez gereksinmesidir. Bu nedenle;
soygun ile silâh ve
uyuşturucu kaçakçılığı yapar.
8.Terör, bir hak arayışı, düzen önerisi ve bağımsız devlet kurma
isteklerinden biri veya derece farklılığıyla her üçünün bir arada
bulunduğu gerekçelerle ortaya çıkabilir.
9.Terör, bilinçli ve amaçlı eylemler olarak belirir.
10.Terör, şiddet uygulamayı giderek amaç konumuna taşır. Dehşet ve
korku salarak yılgınlık yaratır. Zorba, acımasız, istismarcı ve
kuralsızdır.
11.Terör, bazen başka güç veya güçlerin taşeronudur.
12.Terör kendi dilini yaratır ve kullanır.
13.Terörün genellikle siyasi bir amacı vardır.
14.Terör eylemleri, örgütlü bir çabayı gerektirir. Bütün bu
eylemler, bireysel olmaktan çok, bir grubun katılımıyla
gerçekleşmektedir.
Kaynaklar
Mustafa GÜNDÜZ, Basın ve Terör (İzmir: Saray Kitabevi 1996)
Necati ALKAN, Gençlik ve Terörizm ( Ankara -TEMÜH Yayınları, 2002),
s.17-18 |
|
|
Uluslararası Terörizm
yukarı |
Güçlü devletlerin etkin
politikaları karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan
bazı devletler, terörü engelleri aşmada bir araç olarak
görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de uluslararası alanda kendi
politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve rakiplerini etkisiz
kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları
görülmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılda; özellikle İkinci Dünya savaşından sonra
nükleer bir dengenin kurulması ile sıcak savaştan kaçınılmış, buna
mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Terörizmin,
uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış,
demokrasisi tam gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması,
uygulayıcı olan ülkeleri cesaretlendirmiş ve böylece terör alanı
gittikçe genişlemiştir.
Bu safhadan sonra terörizm uluslar arası bir savaş türü olarak
önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla terörizmin boyutlarının
büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme
bakıldığında dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin
kullanıldığı bir dünya iç savaşı olarak da adlandırılabilir.
Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir soğuk savaş şekli olan
terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin,
gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal,
ekonomik, kültürel ve benzeri birçok alandaki sorunların istismar
edilmesi sonucu, var olan veya suni olarak oluşması sağlanan
şiddet içerikli fikir ve hareketlerin belirli bir amaç için
harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde terörün en önemli özelliği, uluslar arası bir nitelik
kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş olmasıdır. Artık,
teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke
ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile
bağlantılar kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar.
Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını ve modern
teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan
eylemler düzenleyebilmektedirler.
Terör örgütlerinin başka ülke ve gruplardan destek almadan
başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen imkansız
gibidir. Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim
için dış desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm
uluslar arası bir nitelik kazanmaktadır.
1989 basımı, "Terörizm, Dünü, Bugünü, Yarını" adlı kitabında
Profesör Yılmaz ALTUĞ tarafından yapılan tespite göre terörizm;
- Yabancılara veya yabancılara ait hedeflere yöneltilirse,
- Hükümetler veya birden fazla devlet tarafından beslenen
unsurlarca yapılırsa,
- Bir yabancı hükümetin veya uluslararası örgütlerin siyasi
mekanizmalarını etkilemek için yapılırsa uluslararası nitelik
kazanmaktadır.[1]
Günümüzde bazı devletlerin ekonomik veya politik çıkarları gereği,
bazı devletlerin ise, uluslar arası alanda kendi milli
politikaları ile çatışan diğer devletlere karşı dolaylı yıpratma
ve dayatma yöntemi olarak terörizmi bir maşa olarak kullanmaları
ve desteklemeleri sonucu terörizmin boyutları genişlemiş ve
uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Savaş, diplomasinin
devamıdır. Terörizm, savaş ve diplomasi ile elde edilemeyen
sonuçları elde etmek için yapılan eylem veya eylemlerdir"[2]
ifadesi uluslararası terörün anlaşılmasına ışık tutmaktadır.[3]
Terörizmin uluslararası bir nitelik kazanmasının ve artmasının
başlıca nedenleri;
*Uluslararası haberleşme ve ulaşım araçlarının son yıllardaki çok
hızlı gelişimi,
*Yeni silah ve teçhizatlar ile teknolojik imkanların artması,
*Bazı ülkelerin ideolojilerini ve devrimlerini yaymada terörizmi
yöntem olarak seçmeleri,
*Uluslararası terör örgütleri arasındaki istihbarat, eğitim,
lojistik, teknik, finans temini, eylem yöntemleri konusunda
organik bağların ve işbirliğinin artması, sayılabilir.
Bu açıklamalardan sonra uluslararası terörizmi, bir veya birden
çok ülke vatandaşlarınca oluşturulmuş, desteğini içeriden ve
dışarıdan, bir veya birden çok kaynaktan sağlayan organizasyon,
kişi veya guruplarca, her hangi bir toplum, devlet veya devletler
üzerinde baskı yaratmak suretiyle bazı kazanımlar sağlamak, etnik
ve bölgesel sorunları tahrik ederek ülkelerin ulusal menfaatlerine
zarar vermek amacıyla şiddet eylemlerine başvurulmasıdır. şeklinde
tanımlamak mümkün olabilir.
|
|
Uluslararası Sözleşmelerde Terörizm
yukarı |
Daha öncede de ifade edildiği gibi,
terörün başarısı büyük ölçüde dış desteğe bağlıdır. Dış desteği
olmayan terörün başarı şansı yoktur.[1]
Ülkeler iç hukuk kurallarıyla terörü önlemeye çalışırken, sorunun
uluslararası boyutu nedeniyle uluslararası alanda terörü önlemek
amacıyla yapılan çalışmalara destek veya onay vermek
zorundadırlar.
Buna rağmen uluslararası topluluğun beklenen hedefe ulaştığını
söylemek mümkün değildir.[2] Çünkü kimi ülkelerce terör olarak
görülen bir olgu başka ülkeler tarafından şiddet, isyan veya
gerilla savaşı, bir etnik grubun kurtuluş mücadelesi, düşük
yoğunlukta savaş olarak algılanmaktadır.[3]
Ayrıca, "terör"le "siyasi suç" kavramları da iç içe girmiş
kavramlar olduğundan, ülkeler farklı teşhis koymaktadırlar. Bu
teşhiste ülkelerin, ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları önemli
rol oynamaktadır. Bir terörist, suç işledikten sonra yurtdışına
kaçmakta, gidilen ülke, suç kendi ülkesinde işlenmediği için,
suçu, "siyasi suç" olarak kabul ederek, herhangi bir yargılama
yapmamakta ve suçluyu iade etmemektedir. Çünkü uluslararası hukuka
göre "siyasi suçlar"da iade yoktur.[4]
I-
Milletler Cemiyeti Kararlarında Terörizm
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), 1935 yılında Kopenhag
konferansında "Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması " ve
"Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurulması" konularında iki sözleşme
hazırlamış ve bunlar 16 Kasım 1937 de Cenevre'de imzalanmıştır.
"Terörün Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin 8. Maddesine
göre, "teröristi ya iade et veya cezalandır" ilkesi
benimsenmiştir. Böylece terör ile siyasal suç kavramında
anlaşamama durumunda suçluların cezasız kalmaları önlenmiş
olmaktadır. Sözleşme, terör ile ilgili bilgilerin tek merkezde
toplanmasına da olanak sağlamaktadır. Ancak, bu iki sözleşme bazı
ülkeler tarafından imzalanmışsa da, 2. Dünya Savaşının yaklaşması,
Cemiyetin etkinliğini giderek kaybetmesi gibi nedenlerle yürürlüğe
girememiştir. Buna rağmen terör olayının Cemiyette bu denli
ciddiyetle ele alınması önem taşımış ve daha sonra BM tarafından
da ele alınmasının öncüsü olmuştur .[5]
II-
Birleşmiş Milletler Kararlarında Terörizm
BM, terörle mücadele konusunda ilk defa 1937 tarihli Cenevre
Sözleşmesine atıfta bulunarak "Devletler arasında BM şartlarına
uygun bir şekilde Dostane Münasebetler Kurma ve İşbirliği
Yapılmasına Dair Milletlerarası Hukuk İlkeleri Hakkında Bildiri"
ile kimsenin teröre destek olmamasını istemiştir.[6]
Birleşmiş Milletler kurulduğu günden bugüne kadar, terör
eylemlerine karşı uluslararası sözleşmeler ya da bildiriler
hazırlayarak, üye ülkelerin imza ve onayına sunmaktadır. Terörle
mücadelede demokratik ülkelerin normlarını oluşturan bu
sözleşmelerden bazıları şunlardır:[7]
· 14 Eylül 1963 tarihinde Tokyo'da imzalanan, "Uçak içinde işlenen
suçlar ve diğer eylemler hakkında sözleşme",
· 16 Aralık 1970 tarihinde Lahey'de imzalanan "Uçağın hukuka
aykırı olarak ele geçirilmesinin ortadan kaldırılması hakkında
sözleşme",
· 23 Eylül 1971 tarihinde Montreal'de imzalanan "Sivil havacılık
güvenliğine karşı eylemler sözleşmesi" ve buna ek 24 Şubat 1988
tarihli protokol,
· 14 Aralık 1973 tarihinde New York'ta imzalanan "Diplomatik
görevliler dahil uluslararası alanda koruma altındaki kimselere
karşı işlenen suçların önlenmesi ve cezalandırılması hakkında
sözleşme",
· 17 Aralık 1979 tarihinde New York'ta imzalanan "Rehin almaya
karşı sözleşme",
· 10 Mart 1988 tarihinde Roma'da imzalanan "Güvenli deniz
taşımacılığında yasaya aykırı eylemlerin ortadan kaldırılması
hakkında sözleşme",
· 1 Mart 1991 tarihinde Roma'da imzalanan "Kıta sahanlığı üzerine
yerleştirilmiş sabit latformların güvenliğine karşı hukuk dışı
eylemlerin kaldırılması hakkında protokol",
· 1 Mart 1991 tarihinde Montreal'de imzalanan "Arama amaçlı
plastik patlayıcıların markalanması hakkında sözleşme",
· 9 Aralık 1994 tarihinde "Uluslararası Terörizmi Ortadan
Kaldırmak İçin Alınacak Önlemler" başlıklı bir bildirge.
· 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör saldırısından
sonra ise aşağıda metni verilen 1373 sayılı BM Güvenlik Konseyi
kararı,
Terörle mücadele konusunda uluslararası tavrı ortaya koymaktadır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kararı ( 28 Eylül 2001
gün ve 1373 Sayılı S/RES/1373 )
Güvenlik Konseyi;
10 Ekim 1999 gün 1269 (1999) sayılı ve 12 Eylül 2001 gün 1368
(2001) sayılı kararlarını,
New York, Washington, D.C. ve Pennsylvania'da 11 Eylül 2001
tarihinde meydana gelen terörist saldırıları kesin olarak
kınayarak bu çeşit faaliyetleri önlemekteki kararlılığını,
Diğer uluslararası terörizm eylemleri gibi, bu eylemlerin de
uluslararası barış ve güvenliğe karşı tehdit oluşturduğunu, 1368
(2001) sayılı kararda da tekrarlandığı gibi, Birleşmiş Milletler
Sözleşmesince tanınan şahsi ve toplu halde meşru müdafaa hakkını,
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi doğrultusunda, terörist eylemlerin
uluslararası barış ve güvenliğe karşı yaptığı tehdit ile her türlü
vasıtayı kullanarak mücadele etmek ihtiyacını teyit ederek,
Dünyanın pek çok bölgesinde hoşgörüsüzlük ve aşırılığın
kışkırttığı terörist eylemlerin arttığından endişe duyarak,
Devletleri acilen, işbirliğinin artırılması ve terörizmle ilgili
uluslararası sözleşmelerin tam olarak ifası yoluyla terörist
eylemleri önlemek ve bastırmak için müşterek çalışmaya davet
ederek, Devletlerin, ülkelerinde tüm yasal yolları kullanma
yoluyla, her türlü terörist eylemin finanse edilmesini ve
hazırlanmasını önlemek ve bunlarla mücadele etmek için ilave
tedbirler alarak uluslararası işbirliğini tam olarak
gerçekleştirmeye duydukları ihtiyacın önemini takdir ederek, Genel
Kurul'un, Güvenlik Konseyi'nin 13 Ağustos 1998 gün ve 1189 (1998)
sayılı kararı ile de tekrar edilen, Ekim 1970 tarih ve 2625 (XXV)
sayılı kararındaki, "her devletin kendi ülkesinde, bir başka
devletin topraklarındaki terörist faaliyetleri organize etmek,
kışkırtmak, yardımcı olmak ve yer almaktan kaçınma görevi olduğu"
konusundaki prensiplerini tasdik ederek, Birleşmiş Milletler
Sözleşmesinin VII. bölümü çerçevesinde hareket ederek;
1. Tüm
Devletlerin;
(a) Terörist faaliyetlerin finansmanını önleyeceklerini ve bununla
mücadele edeceklerini,
(b) Kendi vatandaşlarınca; herhangi bir vasıta kullanarak,
doğrudan veya dolaylı bir şekilde, terörist faaliyetlerin
gerçekleştirilmesinde kullanılması niyetiyle veya bu amaçla
kullanılabileceğini bilerek fonlar oluşturulmasını veya
toplanmasını veya bu eylemlerin kendi topraklarında işlenmesini
suç haline getireceklerini,
(c) Terörist eylemleri yapan veya yapmaya teşebbüs eden veya bu
eylemlerin yapılmasında rol alan veya bunları kolaylaştıran
kişilerin;
Bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak sahip oldukları veya
kontrollerinde tuttukları kuruluşların ve
Bu kişilerin veya malların lehine veya onların istikametinde
hareket eden kişi ve kuruluşların, -doğrudan veya dolaylı olarak
bu şahısların veya irtibatlı bulundukları şahıs veya kuruluşların
sahibi oldukları veya kontrollerinde bulundurdukları mallardan
elde edilenler de dahil olmak üzere- fon ve diğer mameleklerini
veya ekonomik kaynaklarını vakit geçirmeksizin donduracaklarını,
(d) Vatandaşlarının veya topraklarında bulunan kişi veya
kuruluşların;
Terörist eylemleri işleyen veya işlemeye teşebbüs eden veya bu
eylemlerin işlenmesinde rol alan veya bunları kolaylaştıran
kişilerin;
Bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak sahip oldukları veya
kontrollerinde tuttukları kuruluşların ve
Bu kişi ve kuruluşların lehlerine veya onların istikametinde
hareket eden kişi veya kuruluşların para, mal veya ekonomik
kaynaklar veya mali veya diğer irtibatlı hizmetleri temin
etmelerini yasaklayacaklarını kararlaştırmaktadır.
2. Aynı
zamanda devletlerin;
(a) Aktif veya pasif olarak terörist eylemlere karışan kişi veya
kuruluşlara, terörist gruplara eleman temini ile mücadele ve
teröristlere silah temininin ortadan kaldırılması da dahil olmak
üzere, her ne surette olursa olsun destek vermekten
kaçınacaklarını,
(b) Bilgi teatisi yoluyla diğer devletlerin önceden ikaz edilmesi
de dahil olmak üzere, terörist eylemlerin işlenmesini engellemek
için gerekli adımları atacaklarını,
(c) Terörist eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran,
destekleyen veya işleyenlerin sığınma taleplerini reddeceklerini,
(d) Terörist eylemleri finanse eden, planlayan, kolaylaştıran,
destekleyen veya işleyenlerin, bu amaçlarını başka devletlerin
veya o devletlerin vatandaşlarının aleyhine gerçekleştirmemeleri
için, kendi topraklarını kullanmalarını önleyeceklerini,
(e)Terörist eylemlerin finanse edilmesinde, planlanmasında,
hazırlanmasında veya işlenmesinde rol oynayan şahısların adalet
önüne çıkarılmasını ve -haklarında alınan tüm diğer tedbirlere
ilave olarak- bu eylemlerin iç hukuktaki kanun ve diğer hukuki
düzenlemelerde ağır cezayı gerektiren suç olarak kabul edilmesini
ve verilecek cezanın terörist eylemlerin ciddiyetini yansıtacağını
garanti edeceklerini,
(f)Ceza usulünün tatbik edilebilmesi için elde edilmesi gerekli
delillerin temininde yardımlaşma da dahil olmak üzere, terörist
eylemlerin finanse edilmesi veya desteklenmesi konusunda
soruşturma veya muhakeme ile ilgili karşılıklı olarak azami
yardımı yapacaklarını,
(g) Etkili sınır kontrolü, kimlik ve seyahat belgelerinin
verilmesindeki kontroller ve kimlik ve seyahat belgelerinin
sahtelerinin yapılmasının, tahrif edilmelerinin veya hileli bir
şekilde kullanımlarının engellenmesine yönelik tedbirler alınması
suretiyle teröristlerin veya terörist grupların hareketlerinin
önlenmesini kararlaştırmaktadır.
3.
Devletleri;
(a) Özellikle terörist şahıs ve şebekelerinin faaliyetleri veya
hareketleri; sahtesi yapılmış veya tahrif edilmiş seyahat
belgeleri; silah, patlayıcı veya hassas maddelerin kaçakçılığı;
iletişim tekniklerinin terörist gruplarca kullanılması ve kitle
imha silahlarının terörist grupların eline geçmesi tehdidi
konuları ile ilgili olmak üzere, operasyonel bilgilerin teatisinin
artırılması ve hızlandırılması yollarını aramaya,
(b) Terörist eylemlerin yapılmasını engellemek amacıyla, ulusal ve
uluslararası hukuk ile uyum içinde bilgi teatisine ve idari ve
yargısal konularda işbirliği yapmaya,
(c) Özellikle ikili ve çok taraflı düzenlemeler ve anlaşmalar
yoluyla, terörist eylemleri önlemeye, onlarla mücadele etmeye ve
eylemlerin faillerine karşı tedbirler almaya,
(d) 9 Aralık 1999 tarihli Terörizmin Finansmanı ile Mücadele
Uluslararası Sözleşmesi dahil olmak üzere, terörizm ile ilgi
olarak yapılan uluslararası sözleşme ve protokollere mümkün olduğu
kadar kısa sürede taraf olmaya,
(e) Terörizm konusundaki uluslararası sözleşme ve protokoller ile
Güvenlik Konseyi'nin 1269 (1999) ve 1368 (2001) sayılı kararları
konusunda işbirliği ve hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesi
konularının geliştirilmesine,
(f) Sığınmacılara mülteci statüsünün verilmesinden önce, terörist
eylemlerin ifasını planlamamış, kolaylaştırmamış veya bu
eylemlerde yer almamış olduklarını tespit amacıyla, İnsan
Haklarının uluslararası standartları da dahil olmak üzere, ulusal
ve uluslararası hukuk tarafından konulan şartlar çerçevesinde
tedbirler almaya,
(g) Uluslararası hukuk çerçevesinde, mülteci statüsünün terörist
eylemlerin failleri, organizatörleri veya kolaylaştırıcıları
tarafından suistimal edilmemesi ve siyasi motivasyon iddialarının
sanık teröristler hakkında yapılan iade taleplerinin reddedilmesi
için bir gerekçe sayılmamasını garanti etmeye davet etmektedir.
4.
Uluslararası terörizm ve uluslararası organize suçlar, yasadışı
uyuşturucu maddeler, para aklama, yasadışı silah kaçakçılığı ve
nükleer, kimyasal, biyolojik ve diğer potansiyel ölümcül
maddelerin yasadışı hareketleri arasında sıkı ilişkiler
bulunduğunu kaydetmekte ve bu vesileyle ulusal ve uluslararası
güvenliğe karşı yönelik olan bu ciddi tehdit ve tehlikeye karşı
verilecek global cevabın kuvvetlendirilmesi için ulusal,
yarı-bölgesel, bölgesel ve uluslararası seviyelerdeki çabaların
koordinasyonunun geliştirilmesine duyulan ihtiyacı
vurgulamaktadır.
5.
Terörizm faaliyetleri, metodları ve uygulamalarının ve aynı
zamanda terörist eylemleri bilerek finanse etmek, planlamak ve
kışkırtmanın da Birleşmiş Milletler'in amaç ve prensiplerine
aykırı olduğunu bildirmektedir.
6.
Uzmanların yardımıyla, bu karara uyulup uyulmadığını gözlemlemek
amacıyla Geçici 28 inci usul kuralı doğrultusunda, Güvenlik
Konseyi bünyesinde konseyin tüm üyelerinin katılımıyla bir komite
oluşturulmasına karar vermektedir ve bu kararın kabulünü takip
eden 90 gün içerisinde ve sonrasında da komite tarafından tayin
olunacak zaman çizelgesi dahilinde, bu Kararın hükümlerinin yerine
getirilmesinde elde edilen gelişmelerin komiteye bildirilmesi
hususunda devletlere davette bulunmaktadır.
7.
Komiteyi görevlerinin çerçevesini çizmeye, bu kararın kabulünden
itibaren 30 gün içinde bir çalışma programı sunmaya ve Genel
Sekreter ile müzakereli olarak kararın gerektirdiği desteği
mütalaa etmeye yönlendirmektedir.
8.
Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde geçen sorumluluklar
çerçevesinde, bu kararı tam olarak icra etmek amacıyla gerekli tüm
adımların atılacağına dair azmini ifade etmektedir.
9. Bu
meselenin gündemde kalmasına karar vermektedir.
III-
Avrupa Konseyi Kararlarında Terörizm
Avrupa Konseyi, kararları ile teröre karşı uluslararası önlemler
alan etkin bir bölgesel kuruluştur. Avrupa Konseyi Danışma
Meclisi, 1973'de aldığı 703 sayılı kararıyla uluslararası terörün
bir suç olduğunu belirtmiş ve "teröriste ya ceza ver, ya da iade
et" kuralı desteklenmiştir.
Konseyin 1974 tarihli 3 sayılı tavsiye kararı, uluslararası
terörizm konusunda önem taşımaktadır.
27.01.1977'de, "Terörün Önlenmesi Hakkında Avrupa Sözleşmesi" de
kapsamlı ve tek bir metin oluşturularak imzalanmış ve 1978'de
yürürlüğe girmiştir. Strasbourg'da Türkiye dahil 17 ülke
tarafından onaylanmış bulunan bu belgeyi, sadece Malta ve İrlanda
tasdik etmemiştir.[8] Sözleşmenin amacı, terör eylemlerini
yapanların ceza almalarını sağlamaktır. Bu amaçla sözleşme,
suçluların iadesi konusuna ağırlık vermektedir.
Ayrıca,
Bakanlar Komitesi'nin 15.01.1982 tarih, 1 sayılı tavsiye kararı
ile terör fiillerinin kovuşturulması ve cezalandırılması ile
ilgili tavsiye kararı, 28.04.1982 tarih ve 941 sayılı tavsiye
kararı, Avrupa Konseyi İstişari Asamblesi'nin 1984'de benimsediği
"Avrupa'da Terörizme Karşı Demokrasinin Savunulması" konusundaki
1982 sayılı kararı, 1984'de Madrit'te toplanan Adalet Bakanları
14. Konferansında ele alınan "Terörizm ve Uluslararası Organize
Suçlara Karşı Mücadele İşbirliği"ne ilişkin 4 nolu karar önem
taşımaktadır.
IV-Avrupa
Güvenlik İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Terörizme Bakışı
Bugüne kadar Avrupa Güvenlik İşbirliği Örgütü'nün düzenlemiş
olduğu toplantılarda ortaya konan belgelerde, terörle ilgili bazı
kararların alındığı görülmektedir.
V-1975
Helsinki Nihai Senedinde, devletlerin terörist eylemlere doğrudan
ya da dolaylı şekilde yardım etmekten kaçınacakları
vurgulanmaktadır.
VI-1983
Madrid Belgesinde, toplantıya katılan devletler, uluslararası
ilişkilerde şiddet kullanılması dahil terörizmi kınamakta;
terörizmin masum insanların canına kastettiğini, insan haklarını
ve temel özgürlükleri yok ettiğini belirtmekte; terörizmle
mücadele için ikili ve çok taraflı işbirliği özendirilmekte;
ülkeler kendi topraklarının terör eylemlerinin hazırlanması,
düzenlenmesi konusunda kullanılmasına, bunları yapanların orada
barındırılmasına izin vermeyeceklerini belirtmekte; bu eylemlerin
finanse edilmeyeceği, teşvik olunmayacağı ya da hoş görülmeyeceği
vurgulanmaktadır.
VII-1989
Viyana İzleme Belgesi terörizmi kınamakta, teröristlerin
taleplerine karşı direnme gösterilmesi politikası izlenmesini
tavsiye etmekte, terörizm konusunda bilgi değiş tokuşu dahil ikili
ve çok taraflı iş birliği yapılmasını, diplomatik ve konsolosluk
misyonlarının ve bunların personelinin güvenliğinin sağlanmasını
ve terörist eylemlerin önlenmesi için gereken önlemlerin
alınmasını istemekte, terör eylemlerine karışanların sınır dışı
edilmesi ve yargı önüne çıkarılması, birden fazla ülkenin
hükümranlığının söz konusu olduğu durumlarda uluslararası
sözleşmelere uygun hareket edilmesinin gereğini vurgulamaktadır.
VIII-1990
İnsan Boyutu konulu Kopenhag Toplantısı Belgesinde, kendi
ülkesinin yada bir başka ülkenin düzenini yıkmaktan vazgeçmeyi
reddeden şiddet yada terörizm kınanmakta ve ülkenin bununla
mücadeledeki sorumlulukları vurgulanmaktadır.
IX-1990
Paris Senedi (Charter) terörizmin her türlüsünü kınamakta ve
terörle mücadelede işbirliğini öngörmektedir.
X-1992
Helsinki Belgesi de her türlü terör eylemini kınamakta, AGİÖ
çerçevesinde terör konusunda alınan kararları yinelemektedir.
XI-1994
Budapeşte Belgesi, terörizmin hiçbir şekilde haklı
görülemeyeceğini, terörizmin desteklenmeyeceğini, onunla mücadele
için iş birliği yapılacağını vurgulamakta, teröristlerin
yargılanması ve sınır dışı edilmesi konusundaki uluslararası
sözleşmelere uyulacağı yinelenmektedir.
XII-1996
Lizbon Belgesi, terörizm, örgütlü suç, uyuşturucu ve silah
kaçakçılığı, kontrolsüz göç ve çevre kirliliğinin AGİÖ üyelerinin
ortak sorunu olduğunu belirtmektedir. Vesikanın "silahların
denetimi" bölümünde terörizmin her çeşidi ile mücadele edileceği
vurgulanmakta, "Güvenlik İş Birliği" bölümünde de terörizmle
mücadele konusunda uluslararası camianın aldığı önlemleri
tamamlayıcı tedbirler alınacağı belirtilmektedir.
XIII-
NATO'nun 5. Madde Kararı
11 Eylül 2001 günü Dünya Ticaret Merkezine ve Pentagon'a yönelik
teröristlerin uçaklı intihar saldırılarından sonra NATO 5. Maddeyi
yürürlüğü koymuştur.
Bu maddeye göre taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da
içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir
saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak
değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası'nın
51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını
kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve
korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı
kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde
bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı
olacakları konusunda anlaşmışlardır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, son olarak, 28 Eylül 2001
tarihinde Uluslararası terör ile mücadele etmek için atılacak
adımları ve stratejileri de içeren, (1373) sayılı kararı oy
birliği ile kabul etmiştir. Karar, Birleşmiş Milletler
anayasasının barışın ve güvenliğin tesis edilmesi amacıyla gerekli
görüldüğü takdirde zor kullanma yetkisi veren 7. Bölümü
çerçevesinde alınmış olup tüm üye devletler için bağlayıcı
niteliktedir. Bu karar, terör örgütlerinin diğer ülkelerde
barınmasına, örgütlenmesine ve faaliyette bulunmasına imkan
vermemekte, hatta her türlü mal varlıkları ve ekonomik
kaynaklarına el koymayı mümkün kılmaktadır. |
|
Uluslararası Terörizme Karşı Alınması Gereken
Tedbirler
yukarı |
Terörizm, tarihin en eski
zamanlarından beri toplumları ve ülkeleri tehdit etmiş ve etmeye
devam edecektir. Değişen dengeler ve uluslararası ilişkilerdeki
farklılaşmalar neticesinde, geçen yüzyılda "sıcak savaşların"
yerini "soğuk savaş" yöntemleri alarak terörizm daha da
yaygınlaşmıştır.
Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendi
politikalarını uygulama imkanı bulamayan bir takım ülkeler
amaçlarını gerçekleştirmede terörü bir araç olarak görmektedirler.
Güçlü devletlerin ise kendi politikalarını gerçekleştirmek ve
rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak
kullandıkları değerlendirilmektedir.
Terörizm, günümüzde bir tehdit olmaktan çıkmış ve tüm dünyayı
derinden etkileyen bir tehlike haline gelmiştir. 11 Eylül 2001
tarihinde Dünya Ticaret Merkezine yapılan uçaklı intihar saldırısı
bunun en büyük göstergelerinden birisidir.
Günümüzde uluslararası bir nitelik kazanan terörizmin, özellikle
demokratik dünya ülkelerinde yarattığı tahribat, her geçen gün
artmaktadır. Bundan dolayı tüm dünyanın birinci gündem maddesi
terörizm ve terörizmle mücadele haline gelmiştir.
Türkiye, yaklaşık 30 yıldan beri, terörün her türlüsü ile mücadele
etmiş ve etmekte olan bir ülke olarak tecrübeleri göstermiştir ki
terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği etkinliğin
artırılmasında önem taşımaktadır.
TERÖRLE
MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ
Türkiye, uluslararası barış ve güvenlik ile insan haklarına
yönelmiş en büyük tehdidin terörizm olduğuna inanmaktadır ve
terörün her çeşidini kınamaktadır. Hiçbir ülkenin de topraklarını
terörist gruplara ve bunların faaliyetlerine açmaması gerektiğini
savunmaktadır.
Siyasette değişkenliğin egemen olduğu devletler arası ilişkilerde
hemen hemen bütün devletler terör eylemlerine kendi siyasetlerine
uygun gözle bakmaktadırlar. Bu durum ise terörizme karşı
uluslararası alanda ortak hareket etme ve önlemler almayı etkisiz
hale getirmektedir.
Oysa, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de meydana gelen terör olayı,
günümüzde örgütlü suçların sınır tanımadığının ve bütün ülkeler
için bir tehdit unsuru olduğunun en son kanıtıdır.
Terörizm genelde tüm ülkelere yönelik bir tehdit olarak kabul
edilmeli ve buna karşı ortak bir önlem alınması konusunda her
şeyden önce fikri işbirliğine varılmalı, terörist eylemlere karşı
kararlı bir tutum içinde bulunulmalıdır.
Terörizmle mücadele bir bütündür. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki
mücadele bu bütünün parçalarıdır. Yurtiçinde verilen mücadele,
yurtdışındaki mücadeleyle bütünleştiğinde somut bir sonuç almak
mümkün olabilecektir.
Uluslararası işbirliğinin önemine ve gerekliliğine inanan ülkemiz
güvenlik ve işbirliği alanında, 52 anlaşma, 39 protokol, 39
mutabakat zaptı, 124 toplantı tutanağı ve 12 ortak bildiri ve
deklarasyona imza atmıştır. |
yukarı
|
|
İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü
|